Geleneksel anlamda eğitim , bir toplumun, genel-geçer değerlerini
yetişmekte olan kuşaklara benimsetme etkinliği olarak tanımlanmaktadır.
Oysa günümüzde eğitim yeni amaçlar, boyutlar ve işlevler yüklenmiştir.
Bilimsel ve teknolojik alandaki çok hızlı gelişmeler , ve bu gelişmelerin
sonucu olan bilgi patlaması, toplumların sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik
yapılarını da hızla değiştirmektedir.
Yaşanan bu değişim süreci , kültür aktarma aracı olarak bakılan ve bu
işleviyle de tutucu bir nitelik taşıyan eğitimi, kültür aktarmanın ötesinde,
toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasal, teknolojik v.b. değişmelerden hem
etkilenen, hem de bu değişmeyi etkileyen işlevsel bir kurum olmaya ve
katkıda bulunmaya zorlamaktadır.
Üstelik bu değişmelerin hızı, bilimsel ve teknolojik alanlardaki yenilik
ve gelişmelerin etkisiyle gittikçe de artmaktadır (Hesapçıoğlu,
1997:20).
Kuşkusuz, söz konusu değişimin meydana gelmesinde
toplumun içinden ve dışından kaynaklanan nedenler etkili
olmaktadır.
Ne var ki, kaçınılması mümkün olmayan bu değişimler her
zaman toplumda istenilen ve beklenen şekilde
olmamaktadır.
Başka bir deyişle toplumun kalkınmasına ya da ilerlemesine
katkıda bulunmadığı gibi, dengesinin bozulmasına yahut
gerilemesine de neden olabilmektedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder